Bazı kritik durumlar vardır, o
olay karşısında takındığınız tutum sizin o güne kadar edindiğiniz bilgi,
tecrübe ve duruşunuzu sınar. İZBAN Grevi de bize böyle bir imkan sağladı. İzmir'in her fırsatta solda ve özgürlükçü olduğunu,
sol değerlere sahip bir il olduğunu savunan büyük bir İzmirli kesim ve kentin sosyal demokrat olduğu iddiasında olan CHP'li Belediye Başkanı'nın İZBAN işçilerine ve sendikaya tepkisi sonucu, İZBAN işçilerinin yürüttüğü grev, Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın kararnamesi ile ertelendi, daha doğru ifadeyle ertelenmesi ile
son buldu.
Gelin biz şimdi bir bu işin
muhasebesini çıkaralım ve 3 ayrı başlıkta grev sürecinde yapılan hataları
değerlendirelim.
1.Demiryol İş Sendikası’nın
kusurları
-Kentliye çıplak ücret, giydirilmiş
ücret farkını anlatmadan çıplak ücret üzerinden açıklama yapmaları,
-Grevden önce sol basın dışındaki
basın kuruluşlarını ziyaret ederek gelen grevin gerekçelerini daha iyi
anlatmaya çalışmamaları,
-Grev esnasında özellikle toplu
ulaşım güzergahlarında vatandaşı bilgilendirici ve çektikleri zorluğa sebep
olan greve giden süreci, sebeplerini doğrudan vatandaşa aktaracak çeşitli
etkinlikler, eylemler yapmamaları,
-Grev devam ederken Türkiye’de
sadece İzmir’de grev yapan sendika algısını kırmak adına İZBAN işçileri ile
dayanışmak adına Demiryol İş’in örgütlü olduğu tüm illerde, hatlarda, iş
yavaşlatma veya basın açıklamaları veya 10 dakika mesaiye geç başlama benzeri
eylemler yapmamaları,
-Toplu sözleşmeyi yürüttükleri
TCDD’yi de hedef alan, bu konuda muhatap olarak TCDD’yi de aldıklarını gösteren
açıklamalarda bulunmamaları,
-Ve Metro işçilerine İBB Belediye
Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ilettiği yüzde 25’lik teklifi doğrudan işçiye
götürmeleri ve kararı onlara bırakmaları (Sendika bazı durumlarda sorumluluk
almalıdır, Metro işçilerinin ücreti İZBAN’a göre daha iyi durumda olduğu için “yüzde
25’lik teklif kabul edilebilir bir teklifti” diye değerlendirmeler yapılıyor)
2. İzmir Büyükşehir
Belediyesi’nin kusurları,
-İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun
görüşmeler TCDD eliyle yürütülürken yüzde 22’den fazla zam vermezdim çıkışı,
-TCDD’nin yürüttüğü görüşmelere
müdahil olması,
-Demiryol sektöründe standart
olan mesai ücreti, ikramiyeler gibi kalemlerin de eklenerek ortaya çıkan
giydirilmiş ücreti İzmirlinin önüne sürerek bir anlamda işçiyi aç gözlülükle
itham etmesi,
-Yüzde 30’luk teklifi Metro
işçilerine bağlayarak dillendirmesi, bunu da Twitter’dan yapması, bunu resmi bir
teklif olarak sendikaya götürmemesi,
-TCDD greve dair tek kelime
etmiyorken sendika ve işçilerle tartışmaya girmesi,
3-İzmirlinin daha doğrusu
kamuoyunun kusurları,
-Kulaktan dolma bilgilerle karar
vermeleri,
-Giydirilmiş ücrete bakıp bu
rakamları emekli maaşlarıyla, asgari ücretlerle kıyaslaması,
-Yoksulluk sınırının 6 bin lira
olduğu bir memlekette az olan diğer maaş ve ücretleri eleştirmek yerine İZBAN
işçisinin aldığı parayı çok bulması,
-Grevin yaşattığı olumsuzlukları bir
çok grevde olduğu gibi her zaman işçiye kesmesi,
-Greve giden süreci tahlil
etmeden sadece işçi kanadını eleştirmesi,
-Türkiye’nin başka yerinde
yaptırılmayan grevleri dert edineceğine, kendi şehrinde yapılan grevi özgürlük
olarak değerlendirmek yerine yasaklanmasına davet çıkarır şekilde tutum
takınması,
Bir çırpıda aklıma gelen tarafların
kusurlarını bu şekilde sıralayabilirim. Peki şimdi ne olacak, CB kararnamesi
ile yasaklanan bir grev 2 ay sonra hakem heyetine gidecek ve bir karara
varılacak. Ancak İzelman ve İzenerji toplu sözleşme görüşmeleri de çıkmazda ve
orda süreç greve doğru gidiyor. Dileriz benzer hataları görmediğimiz bir süreç orda yaşanır…
Bir de bu grev karşısında kendisini solcu olarak kabul edenlerin tutumları var tabii. Sendikanın sarı sendika olması sebebiyle bu greve mesafeli olmayı bırak, aleni olarak karşı çıkan sol kesim var. O aslında ayrı yazı konusu ama tek dileğim Marx amca hiç kimseyi "CB kararnamesi ile grev
ertelenmesine sevinen solcu" durumuna düşürmesin diyerek topu şimdilik çevirmiş olayım...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder