9 Ocak 2019 Çarşamba

İZBAN Grevi ve Aktörlerinin Eğrileri


Bazı kritik durumlar vardır, o olay karşısında takındığınız tutum sizin o güne kadar edindiğiniz bilgi, tecrübe ve duruşunuzu sınar. İZBAN Grevi de bize böyle bir imkan sağladı.  İzmir'in her fırsatta solda ve özgürlükçü olduğunu, sol değerlere sahip bir il olduğunu savunan büyük bir İzmirli kesim ve kentin sosyal demokrat olduğu iddiasında olan CHP'li Belediye Başkanı'nın İZBAN işçilerine ve sendikaya tepkisi sonucu, İZBAN işçilerinin yürüttüğü grev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararnamesi ile ertelendi, daha doğru ifadeyle ertelenmesi ile son buldu.



Gelin biz şimdi bir bu işin muhasebesini çıkaralım ve 3 ayrı başlıkta grev sürecinde yapılan hataları değerlendirelim.

1.Demiryol İş Sendikası’nın kusurları
-Kentliye çıplak ücret, giydirilmiş ücret farkını anlatmadan çıplak ücret üzerinden açıklama yapmaları,
-Grevden önce sol basın dışındaki basın kuruluşlarını ziyaret ederek gelen grevin gerekçelerini daha iyi anlatmaya çalışmamaları,
-Grev esnasında özellikle toplu ulaşım güzergahlarında vatandaşı bilgilendirici ve çektikleri zorluğa sebep olan greve giden süreci, sebeplerini doğrudan vatandaşa aktaracak çeşitli etkinlikler, eylemler yapmamaları,
-Grev devam ederken Türkiye’de sadece İzmir’de grev yapan sendika algısını kırmak adına İZBAN işçileri ile dayanışmak adına Demiryol İş’in örgütlü olduğu tüm illerde, hatlarda, iş yavaşlatma veya basın açıklamaları veya 10 dakika mesaiye geç başlama benzeri eylemler yapmamaları,
-Toplu sözleşmeyi yürüttükleri TCDD’yi de hedef alan, bu konuda muhatap olarak TCDD’yi de aldıklarını gösteren açıklamalarda bulunmamaları,
-Ve Metro işçilerine İBB Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ilettiği yüzde 25’lik teklifi doğrudan işçiye götürmeleri ve kararı onlara bırakmaları (Sendika bazı durumlarda sorumluluk almalıdır, Metro işçilerinin ücreti İZBAN’a göre daha iyi durumda olduğu için “yüzde 25’lik teklif kabul edilebilir bir teklifti” diye değerlendirmeler yapılıyor)

2. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kusurları,
-İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun görüşmeler TCDD eliyle yürütülürken yüzde 22’den fazla zam vermezdim çıkışı,
-TCDD’nin yürüttüğü görüşmelere müdahil olması,
-Demiryol sektöründe standart olan mesai ücreti, ikramiyeler gibi kalemlerin de eklenerek ortaya çıkan giydirilmiş ücreti İzmirlinin önüne sürerek bir anlamda işçiyi aç gözlülükle itham etmesi,
-Yüzde 30’luk teklifi Metro işçilerine bağlayarak dillendirmesi, bunu da Twitter’dan yapması, bunu resmi bir teklif olarak sendikaya götürmemesi,
-TCDD greve dair tek kelime etmiyorken sendika ve işçilerle tartışmaya girmesi,

3-İzmirlinin daha doğrusu kamuoyunun kusurları,
-Kulaktan dolma bilgilerle karar vermeleri,
-Giydirilmiş ücrete bakıp bu rakamları emekli maaşlarıyla, asgari ücretlerle kıyaslaması,
-Yoksulluk sınırının 6 bin lira olduğu bir memlekette az olan diğer maaş ve ücretleri eleştirmek yerine İZBAN işçisinin aldığı parayı çok bulması,
-Grevin yaşattığı olumsuzlukları bir çok grevde olduğu gibi her zaman işçiye kesmesi,
-Greve giden süreci tahlil etmeden sadece işçi kanadını eleştirmesi,
-Türkiye’nin başka yerinde yaptırılmayan grevleri dert edineceğine, kendi şehrinde yapılan grevi özgürlük olarak değerlendirmek yerine yasaklanmasına davet çıkarır şekilde tutum takınması,

Bir çırpıda aklıma gelen tarafların kusurlarını bu şekilde sıralayabilirim. Peki şimdi ne olacak, CB kararnamesi ile yasaklanan bir grev 2 ay sonra hakem heyetine gidecek ve bir karara varılacak. Ancak İzelman ve İzenerji toplu sözleşme görüşmeleri de çıkmazda ve orda süreç greve doğru gidiyor. Dileriz benzer hataları görmediğimiz bir süreç orda yaşanır…
Bir de bu grev karşısında kendisini solcu olarak kabul edenlerin tutumları var tabii. Sendikanın sarı sendika olması sebebiyle bu greve mesafeli olmayı bırak, aleni olarak karşı çıkan sol kesim var. O aslında ayrı yazı konusu ama tek dileğim Marx amca hiç kimseyi "CB kararnamesi ile grev ertelenmesine sevinen solcu" durumuna düşürmesin diyerek topu şimdilik çevirmiş olayım...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder