9 Haziran 2024 Pazar

İletişim, PR, Basın Danışmanlığı Ajansları ve Chat GPT




Giriş
Yapay Zekâ Devrimi, Endüstri 4.0 ile gündemimize giren nesnelerin interneti ve robot teknolojiyi tamamlayan, onları bir üst seviyeye taşıyan bir unsur olarak hayatımıza girerken, sosyal bilimlere yaptığı etkisi ile yepyeni bir dönemin kapısını açıyor. 
Bugüne kadar meydana gelen teknolojik gelişmeler, hep yaşamın, özellikle iş yaşamının teknik tarafına yönelik bir sıçrama olarak algılandı. Ancak Openai’nin yarattığı Chat Gpt ise böylesi yüksek teknolojik sıçramanın kişisel kullanımını sağladı. Özellikle çok kısa sürede Chat Gpt 3’den ücretli versiyon 4’e ve son olarak çok daha incelikli analizler yapabilen, internet erişimi olan hatta sizinle konuşabilen 4o, bambaşka bir kapı araladı. 
Sosyal bilimler, konuşma, metin oluşturma, kendini ifade edebilme noktasında çok daha fazla kelime dağarcığı isteyen, buna bağlı olarak etkili cümleler kurma, tez, rapor, makale yazabilme yeteneklerine ihtiyaç duyan bir alan. Gazetecilik, basın yayın, habercilik de benzer şekilde kelimeler ile oynayabilme, özellikle kendini etkili ifade etme ve vurgulanmak istenen konuyu doğru, hızlı, bulandırmadan anlatabilme yeteneği ister. Aynı zamanda gazeteciliğin en değerli alanı olan araştırma noktası da büyük önem taşır. Okuduğunu anlayabilme, metin içinde önemli noktaları belirleyebilme, bir toplantı veya etkinlikte haber olacak konuyu, başlığa çekilecek vurucu cümleyi yakalayabilme gibi konular, zamanla oluşabilen, deneyime bağlı gelişen, gazetecilik yeteneğinin gelişimi ile doğru orantılıdır. 
İşte bu noktadan baktığımızda üniversitelerin akademik kadroları, tez hazırlayan öğrencileri, makale yazan bilim insanları, literatür taraması yaparak araştırdıkları konuda yapılmış çalışmaları derlemek zorunda olan araştırmacıları, kısacası metin bazlı araştırmaların sunduğu bilgiye ihtiyaç duyan her kesim için yapay zekâ tabanlı Chat Gpt öncelikle büyük bir hız, imkân, fayda sağlamıştır. 

Geçmişten bugüne araştırma yapma, literatür taraması yapma, tez yazma, makale oluşturma, kısacası bilgi odaklı bir metin yazma için önce kitapların fiziki okunması, kütüphanelerin taranması için uzun bir araştırma süreci ihtiyacı vardı. Sonrasında ortaya çıkan bilgisayar, daktilonun yerini aldı, tıpkı daktilonun kalemin, el yazmasının yerini alması gibi. Peki sonrasında ne oldu, bilgisayarlarımıza internet geldi ve kütüphanelerden internete yöneldik. İnternet dünyası geliştikçe, Big Data ile sınanmaya başladıkça, internette her bilgiye ulaşabilir olduk. Artık bir konuda araştırma yaparken PC ve telefonlarımızdan internette giriyor, oralarda bilginin peşine takılıyoruz. Tabi bilgi internete yığılırken onların tasnifi, o derece bilginin içinde kaybolma dönemi geldi. Big Data denen verilerin işlenmesi, tasnif edilmesi ve nasıl kullanılacağı sorunu hala günümüzde tartışılırken, Google’ın gelişimi ile arama algoritmaların daha da güçlenmesi ile istenen veriye, rapora ulaşmak kolaylaştı. Ancak yine ulaştığınız raporu, metni okumak, sindirmek, sizin için önemli noktalarını belirlemek, alıntılamak zorundaydınız. Bu da haliyle uzun bir okuma ve inceleme evresi demekti. 
İşte bu noktada ortaya çıkan Chat Gpt’nin sosyal bilimlere, sözel yetkinliği ile iş üreten kesimlere en büyük katkısı, metin analizi, verilerin derlenip önünüze getirilmesi, sizin o rapor içinden istediğiniz konuyu, DOĞRU YÖNERGE VERME ŞARTIYLA, önümüze getirmesi olmuştur. Bu anlamda sunduğu belge incelemedeki hız ve kolaylık, ortaya özgün bir metin yaratırken içerik yönünden dolu ve zengin bir çalışma ortaya koyabilmenizi sağladı. 

Ajansların hizmet üretiminde yapay zekâ etkisi
Yapay zekâ teknolojisi öncelikle fotoğraf ve video oluşturma noktasında da grafikerlerin, fotoğrafçıların ve videographerlerin de işlerine büyük katkı sundu. Artık hem fotoğrafta hem de videolarda bilgisayar içinde yaratılan görüntüler oluşturmak mümkün. Sıfırdan bir fotoğraf, sıfırdan bir videoyu Adobe uygulamalarında komutlarla yaratarak kullanabilirsiniz. Aynı zamanda olmayan bulutları bir fotoğrafa ekleyebilir, olmayan bir yağmuru, yağmur damlalı bir sokağı videonuza ekleyebilirsiniz. Tüm bunlar ajanslarda, özellikle reklam üzerine çalışan ajanslarda müşterinin hayalini kurduğu görüntünün oluşturulmasında büyük bir imkân sağlıyor ve artık bilgisayarda oluşturulmuş görüntüleri sosyal medyalara, TV reklamlarında daha çok görüyoruz. 
İşte bu noktada işin metin oluşturma, yazı kaleme alma noktasına da Chat Gpt ile yapay zekâ giriş yaptı. Bir PR ajansı, bir basın danışmanlığı hizmeti üreten ofis ya da herhangi bir kurumda yönetici asistanlığı yapan bir kişi, işvereninin, müşterinin istediği konuda metin oluştururken Chat Gpt’yi doğru kullandığı takdirde önemli bir katkı alır hale geldi. Özellikle son çıkan sürüm 4o ile. Tabi bu noktada akademi çevrelerinde bu bot ile üretilen makale, tez gibi bilimsel metinlerin özgünlüğü, biricikliği noktasında tartışmalar da başladı. 
Peki bilimsel metin oluşturma noktasında süren, akademik çevreleri ikiye bölen tartışma noktasından kurum yöneticisi ya da ajans müşterisine hazırlanan bir konuşma veya hitap yazısını da bu kaygılar ile mi bakmalıyız?
Elbette ki hayır. 
Çünkü ajansın müşterisine ürettiği yazı bir bilim şurasında bilimsel bir metin olarak sunulmayacağı gibi, yayınlanacaksa yayınlandığı mecra, yazının konusuyla ilgili bilimsel bir yayın olmayacağı aşikar. 
O zaman Chat Gpt desteği ile oluşturulan bir metin, doğru yönergeler verildiği takdirde, içeriği zengin, konuşmanın, metnin ana fikrini destekleyen alıntılar içeren, daha donanımlı bir metin haline gelir. 
Burada bakılması gereken içeriktir. 
O kürsüde bu metne bağlı bir konuşma yaparken, salondaki dinleyicilere oradaki toplantının içeriğinden bahseden, o toplantının konusuna dair Dünyada yapılmış çalışmalardan örnekler vermek, konuşmayı güçlü kılacaktır. Ekonomi temelli bir toplantıda müşteriniz ya da hizmet veridiniz kişi rakamsal doneler ile içeriği güçlü bir metin okuması, o metnin hazırlanırken Google’dan mı faydalanıldığı, kütüphanede saatler mi geçirildiği, bu konuda bir uzman görüşü mü alındığı ya da Chat Gpt’ye araştırma yaptırıp oradaki verilerin mi derlendiğinin bir önemi yoktur. 
Aslolan kürsüden okunan metnin doğru, etkili, içerik yönünden güçlü olup olmadığıdır.
Salondaki hazirunun ilgilendiği konu budur. 
Müşteri ya da hizmet verilen kişinin bakması gereken alan tam da budur. 
Metnin oluşturulması noktasında kullanılan teknik, yöntem, veri derlemesi ve analiz, metni hazırlayanın inisiyatifinde olan bir alan olarak öne çıkıyor. Bir video hazırlanırken hangi programı kullandığının bir önemi olmadığı gibi bir fotoğrafı editlerken kullanılan programın da bir önemi olmaz, o işin teknik boyutudur. İşte Chat Gpt de bu noktada metin oluşturmanın teknik tarafına gelmiş, devrim niteliğinde bir teknolojidir.

Chat Gpt ve Özgünlük
Chat Gpt ile oluşturulan metinlerin özgünlüğü konusu ile hala tartışılan bir konu olmakla beraber, Chat Gpt 4 ve yeni versiyonu 4o’ı aktif kullanan bir ajans editörü, 28 yıllık gazeteci ve bir fotomuhabiri olarak görüşlerimi sizinle paylaşmak isterim.
Chat Gpt, özellikle son sürümü, benim ayaklı Google’ım olarak hizmet veriyor. Özellikle internet erişimi olması, rapor analizi noktasında bana metin oluşturmada büyük kolaylık sağlarken, basın danışmanlığı hizmeti sunduğumuz kurumlara hazırladığımız metinlerde içerik yönünden çok daha zengin yazılar yazabiliyorum. 
Ajans olarak farklı sektörlerdeki STK’lara hizmet veriyoruz. İZSİAD, KESİAD, BASİFED, TÜGİAD gibi genel iş dünyası STK’larına hizmet verirken, sektörel STK’lardan hazır giyim için EGSD, otomotiv için EGOD, iş yapış şekillerinde kaliteye ve kurumsallaşmaya eğilen KalDer gibi, kadın konusuna kafa yoran İZİKAD, EGİKAD gibi kadın derneklerine de hizmet veriyoruz. 
Bu noktada bir iş insanından daha iyi finansı, bir kadın derneği başkanından daha iyi toplumsal cinsiyet eşitliğini, bir hazır giyimciden daha iyi tekstil sektörünü ya da bir otomotivciden daha iyi otomotiv dünyasını bilmemiz beklenemez. Ha bildiğimiz de vardır, o ayrı konu. Ancak bunca yıldır STK’ların hazırlayıp sunduğu sempozyum, seminer ve panelleri haberleştiren, meslek hayatı boyunca bu alanlardan insanlarla röportajlar, haberler yapan gazeteciler olarak bu alanlara dair metinleri, konuşmaları çok rahat yazabilecek bilgi donanımına sahibiz. 
Ancak kendini ifade etme, akıcı ve okunan bir metin hazırlama noktasında yetkin bir insan olarak hazırlanan içeriğin zenginleştirilmesi noktasında Chat Gpt kullanımının hem hız hem de donanımlı bir metin ortaya koymada aktif bir yardımcı olduğuna inanıyorum. 



Chat GPT ile Çalışma Pratiğimiz
Peki bu oluşturulan metin kolayca, iki kelime yazarak, “haydi Chat Gpt, bana sürdürülebilirlik ile ilgili bir konuşma yaz” diyerek mi oluşturuluyor? 
Chat Gpt’yi deneyimleyenlerin de hem fikir olacağı gibi, elbette hayır. 
Bu konuda Chat Gpt ile nasıl çalıştığımı size anlatmak isterim. 
Öncelikle metnin nerede okunacağı, konuşmanın hangi toplantıda yapılacağını öğrenirim. Eğer varsa programa bakarım. Sonra o programdaki konu başlıklarından önemli olan konu ve başlıklara dair Google da araştırma yaparım, bu konuda yapılmış bir rapor, belge, çalışma, analiz var mı onu bulurum. Varsa onu bilgisayarıma indiririm. Özellikle bu konuda yapılmış akademik bir çalışma varsa onu bulurum. 
Sonra Chat Gpt’ye temel yönergeleri veririm. Eğer Chat Gpt’ye yönergeleri doğru, ayrıntılı vermezseniz, alacağınız metin lise kompozisyon metni olur. 
Chat Gpt’nin son versiyonu öğrenen, sizi tanıyan bir bot olduğu için temel bir talimatnamem vardır, en başta bunu yüklerim. 2 a4 boyunda bir temel yönerge metnim vardır. Kullanılacak dilin yapısından, yazının yazılacağı kişi, kurum veya konunun özelinde kullanılacak kavramlara kadar hepsini tek tek girerim, anlatırım. Konuşmanın bilimsel akademik mi olmasından tutun, akıcı esprili, sohbet eder mi olduğuna kadar birçok yönerge, done girerim. Sonrasında bu alanda yapılmış çalışmaları yüklerim, bunların analiz edilmesini, yine belirlediğim, talep ettiğim konuların o raporlar içinden, 300-400 sayfalık raporlardan bahsediyorum, istediğim konu başlıklarına yönelik ibareleri çıkarmasını, konuşmaya eklemesini talep ederim. Sonrasında daha önce hazırlanmış konuşma örnekleri yükler, bunlara bağlı olarak metnin ne uzunlukta olacağına dair doneleri de verir ve yazıyı isterim. 
Böylece yazı önünüze takır takır gelir sanıyorsanız, yanılıyorsunuz :)
Hatta defalarca deneyimlediğim üzere, verdiğim yönergelerin uzunluğundan çok daha kısa, yüzeysel, bomboş bir yazı sunar size Chat Gpt. Evet yeni versiyonda da bu böyle. Bunu birkaç defa denedikten sonra bu sorunu nasıl aşacağıma kafa yordum ve bulduğum çalışma yöntemini anlatayım.
Konu konu, belge belge gitmek, yazıları ayrı ayrı yazdırmak, sonra onları elle manuel olarak birleştirmek. 
O zaman ne yapıyorum, önce konuşmanın yapılacağı konuya dair bulduğum rapor, makaleyi, tezi yüklüyor bu tez içinden, atıyorum İzmir’in avantajlarından bahsedilen kısımları ve İzmir’in geri kaldığı yönleri bana çıkarmasını söylüyorum. Bunları alıp temel word belgeme taşıyorum. Sonra yazının konusuyla ilgili Dünya örneklerini, bu alana dair yapılmış araştırmaları bulmasını istiyor, oralardan doneleri çıkarmasını sağlıyorum. Bunu yaparken işe yaramayan, saçma, konuyla alakası olmayanları çıkarttırıyor, alıntıladığı makale, kurum vs varsa onların açılımlarını da talep ediyorum. Bu şekilde dünya örneklerini de derleyip yine belgeme taşıyorum. 
Sonra konuşmanın girişi için konuşmayı yapacak kişinin kurumuna dair bilgi vermesi gerekiyorsa o kısım zaten benim bilgim dahilinde, onu başa ekliyorum. Peki bitiyor mu, hayır, sonra konuşmayı yapacak kişinin kişiliğine dair bilgi verip o yönde bir dokunuş istiyorsam, ona dair bir bölüm istiyorum. Bunu da konuşmaya ekliyorum. Tüm bunları ayrı ayrı, yazarak, talep ederek, editleyerek, ekleyerek, çıkararak yapıyorum. Bu süreçte 2 a4 boyutunda bir konuşma için yönerge adı altında yazdığım taleplerin uzunluğu kimi zaman 3 a4 boyutunda olabiliyor. 

Şimdi size bunu örnekleyerek anlatayım. 
Yazdığım bir dijitalleşme temalı konuşmada OECD’nin Türkiye raporunu Google vasıtasıyla buldum. Ancak bu rapor OECD’nin sitesinde İngilizce olarak yüklü ve üyelik ile indirebiliyorsunuz. Chat Gpt’den bu raporu nereden bulabileceğimi, indirebileceğimi sorduğumda bana verdiği linkten hem "Digital Government Review of Türkiye" raporunu hem de Türkiye’nin bu konuda “Dijital Devlet Stratejisi’ raporunu sundu. Uzun ingilizce raporu analiz etmesini sağlayarak bu süreçte Türkiye’nin artı ve eksilerini Chat Gpt’ye çıkartırdım. Sonra Türkiye’nin dijital devlet stratejisi belgesini analiz ettirdim ve Türkiye’nin attığı adımları buldum. Konuşma metnine buradan yaptığım alıntıları ekleyerek, özgün, akıcı, istenen uzunlukta, ama en önemlisi donelerle bezeli, içeriği güçlü, örneklerle, bilimsel raporlarla desteklenmiş bir konuşma metni çıkardım. 
Bunu yaparken bu çerçeveyi çizen, kapsamı belirleyen, o raporları analiz ettiren ve sonunda bunları akışkan bir metne döndüren benim, Chat Gpt bu noktada bir araçtan ibaret.
Ez cümle bu örnekte gördüğünüz üzere dolu dolu bir metin yaratmada Chat Gpt bana inanılmaz bir katkı sundu, bana sunulan katkı haliyle metni kürsüden okuyacak kişiye aslında. Yani bir konuşma istendi, “chat gbt bana dijitalleşmeyle ilgili 2 a4 yazı yaz”, enter ile metinler oluşturulmuyor, ardında emek, çalışma, yönerge oluşturma ve 28 yıllık metin yazma deneyimi ile harmanlanıyor. 
.
Özgünlük noktasında Chat Gpt'ye Akademik bir bakış 
Şimdi bu alanda yapılan bilimsel bir incelemeden alıntılayarak bu konuyu tamamlamak isterim. Doç. Dr. Ceren Bilgici’nin editörlüğünde “Dijital Evrenin Yeni İletişim Kodları 4” Çalışması. 196 sayfa olan metin bilimsel makale olarak kaleme alınmış ve sunulmuş. Chat Gpt’ye bu çalışmayı yükleyerek Chat Gpt kullanımında yönergelerin önemi ve özgünlük kısımlarından alıntılar yaptırdım. Buyurun okuyalım, tırnak içindeki alıntılar bilimsel makaleden, kırmızılar ise Chat Gpt’nin cümleyi yorumlaması. 

"ChatGPT-4'ün hızlı ve doğru bir şekilde metin oluşturma yeteneği, araştırmacıların, kuruluşların ve kurumların iş yapış biçimlerine etki etmektedir." (s. 181) Bu, ChatGPT'ye verilen yönergelerin özgün ve etkili çıktılar üretebilmesini sağladığını gösterir.

"Bilimsel çalışmalar bağlamında yapay zekâ asistanlarından destek almak, intihal suçlamasıyla ilişkilendirilebilecek bir husus değildir. Bu değerlendirmenin, yapay zekâya insan kişiliği atfetmek gibi bir yanılsamaya düşmek anlamına geldiği de özellikle belirtilmelidir." (s. 191) Bu, ChatGPT'nin kullanımının etik olduğunu ve yönergelerle kişiye özel metinler yaratıldığını destekler.

"ChatGPT-4 yapay zekâ asistanına uygun komutlar verildiğinde benzerlik kontrolünden düşük puan elde edilebileceğini ifade etmektedirler." (s. 193) Bu, verilen yönergelerin özgünlüğü sağladığını belirtir.

"Bu durumda 'Bilimsel makalelerde ChatGPT-4'ten yararlanmak intihal mi yoksa sahtekârlık mıdır?' gibi, daha önce görülmemiş sorular gündeme gelirken, bu soruları ele alırken kesin yasaklamalar yerine, yapay zekâ ile araştırmacı iş birliğine yönelik yeni ilkeler ve yönergeler önermek daha akıllıca olacaktır." (s. 191) Bu, yönergelerin önemine vurgu yapar ve ChatGPT'nin doğru kullanıldığında özgün metinler oluşturabileceğini gösterir.

"Yapay zekâ asistanlarının ortaya çıkışı, medya teknolojilerinin evriminde bir kilometre taşı olarak kabul edilmekte ve aynı zamanda iletişim çalışmaları açısından da önemli bir dönüm noktası oluşturmaktadır." (s. 175) Bu, ChatGPT'nin medya ve iletişim çalışmalarında nasıl devrim niteliğinde bir etki yarattığını vurgular.

"ChatGPT-4’ün bilimsel çalışmalara etkisi; elektronik kişilik statüsü, yazarın sorumlulukları ve içeriklerin özgünlüğü ChatGPT-4-araştırmacı iş birliği kapsamında değerlendirilecektir." (s. 177) Bu, ChatGPT'nin bilimsel çalışmalarda nasıl kullanılması gerektiğine dair öneriler sunar.

"Teknoloji bu kadar hızlı ilerlerken eşzamanlı olarak sosyal bilimlerin yenilikçi bilgi üretme becerilerine ihtiyaç da çok hızlı bir şekilde yükselmektedir." (s. 193) Bu, ChatGPT'nin sosyal bilimlerde bilgi üretimine olan katkısını vurgular.

"Bu teknoloji, bilim insanlarının literatür incelemelerine odaklanmalarına ve analiz etmelerine yardımcı olmaktadır." (s. 187) Bu, ChatGPT'nin literatür taramasında ve analizinde nasıl büyük avantaj sağladığını gösterir.

"ChatGPT-4'ün hızlı ve doğru bir şekilde metin oluşturma yeteneği, araştırmacıların, kuruluşların ve kurumların iş yapış biçimlerine etki etmektedir." (s. 181) Bu, ChatGPT'nin hızlı ve doğru metin oluşturma kabiliyetini gösterir.

"ChatGPT-4, derin öğrenme yöntemlerini kullanarak insan benzeri metinler oluşturabilen doğal dil işleme sistemidir. Bu model, daha önceki sürümlere göre daha büyük bir metin verisi üzerinde eğitilmiştir. Büyük miktardaki metin içerisinde dilin yapısını ve stilini öğrenebilen bu model, önceki sürümlere göre daha sofistike ve incelikli çıktılar üretebilme kapasitesine sahiptir." (s. 181) Bu, ChatGPT-4'ün derin öğrenme yetenekleri sayesinde daha gelişmiş metinler oluşturabildiğini açıklar.

Sonuç
Son olarak ifade etmek isterim ki, süregiden tartışmanın temelini oluşturan, yapay zekâ mesleklerin, insanların işlerini ellerinden alıp almayacağı. Buna verilen yanıt çeşitli olmak ile beraber, iş yapış biçiminin artık yapay zekâ ile kökü olarak değiştiği gerçeğidir. Bu noktada nasıl ki ‘Dijitalleşmeyi ıskalamayan firmalar ayakta kalır’ deniyorsa, yeni iş yapış şekillerine uyum sağlamayan beyaz yaka, mavi yaka veya kurumlar da yok olmaya, işsiz kalmaya mahkûmdur. 

Kullandığım Chat Gpt ise bir özel okulun öğretmenlerine satın alarak kullanımına sunduğu bir Chat Gpt. Öğretmenlerin soru oluşturması, sınav hazırlaması, ders notu ve konu çıkarmaları için okulun öğretmenlerine sunduğu bir imkân olarak değerlendirdiğimizde, bu teknolojik imkânı kendi iş yapış biçimine entegre etmiş bir okul olarak doğru yolda olduklarına inanıyorum. 

Burada ayırıcı nokta yapay zekâyı iş yapış biçimine entegre eden, yapay zekâyı kullanma becerisi geliştirenin ayakta kalacağı, yapay zekâdan, yeni teknolojinin sunduğu fırsatları elinin tersi ile itenin ise bu fırsatları değerlendirenin karşısında elemine olacağıdır. 

28 yıldır metin yazan biri olarak hizmet sunduğum her alanın, sektörün uzmanı olamayacağım, yüzlerce sayfa raporları okuyup analiz edemeyeceğim fikrinden hareketle, teknolojinin nimetlerinden faydalanarak hizmet verdiğimiz kurumlara en doğru, en dolu, en vurucu metinleri yazmaya devam edeceğim, edeceğiz. 

Alpay Sönmez
Gazeteci, 
Foto muhabiri

4 Mart 2021 Perşembe






Artık bir belgesel konusu değil: Küresel Isınma 


 ‘Küresel ısınma’ kavramı, önceleri belgesellerde duyduğumuz, bizim dışımızda, bizden uzakta olan bir durumu anlatan bir kavram olarak yaşamımıza dahil oldu. Evet küresel ısınma oluyor ama biz güzel bir coğrafyada, üç tarafı denizlerle çevrili, selin, dolunun, kuraklığın olmadığı, dört mevsimin hakkıyla yaşandığı bir ülkede yaşıyorduk. 
Yeşili görmek için Karadeniz’e çıkmak, deniz kum güneş için ülkemizin güneyine Akdeniz’e inmek, serin sularda doğayla bütünleşmek için Ege’ye gitmek yetiyordu. 
Hatta okulda öğrenmiştik, bir çok bilgi uçup gitse de onu birçoğumuz hiç unutmadı: 
‘Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı…’ 
Ne kadar standart, olması gerektiği gibi değil mi? Yazın sıcak olur, yağmur yağmaz, kışın ise soğuktur ve yağış olmazsa olmazdır. 
Mevsimlerin dönemlerini de hala çocuklarımıza kitabi bir şekilde öğretiyoruz. Kış aylarımız hala okullarda Aralık-Ocak-Şubat, ilkbahar Mart-Nisan-Mayıs, yaz Haziran-Temmuz-Ağustos ve sonbahar ise Eylül-Ekim-Kasım ayları olarak öğretiliyor. 
Peki gerçekten öyle mi? 
Hatırlar mısınız mevsimlik kıyafet kavramımız da vardı, ince kazaklar, ince hırkalar, ceketler, baharlık elbiseler. Mevsim geçişlerinde kullandığımız kıyafetlerimiz gardırobumuzda önemli yer tutardı… 
Peki bugün nereye gitti o mevsimlik kıyafetler? Dolaplarımızda artık ya kalın kazaklar kabanlar ya da tişörtler, şortlar, bluzlar, ince askılılar var! 

İklim değişmiyor, küresel ısınıyoruz 

Peki bugün durum ne, herkesin üzerinde konuştuğu, kuraklık, iklim değişikliği, karbon salınımı, karbon ayak izi, fosil yakıtların yakın gelecekte Avrupa’da yasaklanması, yenilenebilir enerji, AB’nin yeşil üretim politikası kriterleri diye uzayıp giden bir dizi kavram… 
Farkında mısınız ne çok duyar olduk bu kavramları… 
Baharlar kalmadı, sert kıştan yaza, kavurucu sıcaklardan doğrudan kışa geçer olduk son yıllarda. Haberlerde güzel ülkemizde ne çok sel haberi görür olduk, rekor sıcaklıklar, aşırı soğuklar, yağışsız geçen kışlar, hatta geçtiğimiz aylarda yağmur duasına çıkanları da görür olduk. 
İzmir’de yaşadığımız deprem ve geçtiğimiz ay yaşanan aşırı yağışla meydana gelen sel, sonrasında daha sık görür olduğumuz dolu yağışları, hortumlar, düşen yağış miktarına bağlı olarak gelişen kuraklık artık iklim krizinin belgesellerdeki bir konu olmadığını, havası, suyu iklimi güzel bellediğimiz İzmir’de de, bizatihi hayatımızın içinde ciddi bir problem olarak yer ettiğini gösterir oldu. 
Türkiye’nin iklim sıcaklığına Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verisi ile bakarsak karşımıza sürekli ısınan bir ülke çıkıyor. 10 yıllık periyotlarla bakarak son üç yılın ortalama Türkiye sıcaklığını baktığımızda sürekli ısınan bir ülke ile karşı karşıyayız: 
1970-1978 Yılları Arasında Türkiye Ortalama Sıcaklığı: 12,7 C 
1979-1987 Yılları Arasında Türkiye Ortalama Sıcaklığı: 12,8 C 
1988-1996 Yılları Arasında Türkiye Ortalama Sıcaklığı: 12,8 C 
1997-2006 Yılları Arasında Türkiye Ortalama Sıcaklığı: 13,4 C 
2007-2016 Yılları Arasında Türkiye Ortalama Sıcaklığı: 13,9 C 
2017 yılı 14.2 C 
2018 yılı 15.4 C 
2019 yılı ise 14.8 C 
2020 yılının da rekor bir sıcaklık ile kayıtlara geçeceği söylenirken su fakiri bir ülke olarak küresel ısınmayla mücadelede en önde olması gereken ülkelerin başında Türkiye’nin gelmesi çok net anlaşılıyor. Bu anlamda sanayicilerimizin suyu koruyacak önlemler alması, başta arıtma tesisleri olmak üzere doğayı koruyacak, karbon ayak izini küçültecek üretim modellerini benimsemesi de önem taşıyor. 
Donald Trump’un Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi ile başlayan küresel ısınmayla mücadelede geri adım algısı, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in tekrar Paris Anlaşması’na geri dönmesi önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. 

Topyekûn mücadele şart 

Bu anlamda küresel olarak alınan önleme uymanın, ülke devletlerinin bu konuda yasal adımlar atarak bu mücadeleyi bir devlet politikası haline getirerek küresel mücadele içinde aktif bir bileşen olmalarının zamanı geldi de geçiyor bile. 
Karbon ayak izini küçültmek için atılacak adımlar, vahşi sulamanın önüne geçecek tarımsal önlemler, bölge iklimine uygun tarım politikası belirleyerek çiftçilerin eğitilmesi ve desteklenmesi, enerji tasarrufunu teşvik edici hamleler yapmak ve suyun kullanımında tasarruflu bir hayatı özendirmek ile beraber doğal su kaynaklarımızı koruyacak önlemleri almak sanıyorum bugünün hükümetlerinin öncelikli konularından biri olmak durumunda. 



Sera gazı salınımını durduralım 

Euronews’de çıkan bir habere göre Copernicus İklim Değişikliği Servisinin (C3S) verileri ve Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayınladığı rapor 2020’de küresel hava sıcaklıklarının 1981-2010 ortalamalarından 0,6 C, sanayi devrimi öncesi dönemden ise yaklaşık 1,25 C daha fazla olduğuna işaret ediyor. 2020, aynı zamanda kayıtlara geçen en sıcak on yılın son halkasıydı. Bunun son altı yılı bugüne dek görülen en sıcak yıllar oldu. 
WMO’nun İklim İzleme ve Politikaları Servisi Başkanı Dr. Omar Baddour, “Yıllar arasındaki sıcaklık sıralaması, gezegenimizin geçtiğimiz yüzyıl boyunca devamlı ısınma kaydettiği ve bu eğilimin günümüzde devam ettiği gerçeği kadar önemli değildir. Bu ısınmanın sorumlusu, fosil yakıt kullanımından kaynaklanan ve ısıyı hapseden sera gazlarıdır” diyor. 
Kısacası sera gazı salınımı küresel iklim krizi ile mücadelede en önemli cepheyi ve mücadele alanını oluşturuyor. Çocuklarımıza güzel bir gelecek sunmak, iyi bir eğitim alarak sağlıklı ve topluma yararlı birer birey olmalarını istemek ve bu uğurda çaba sarf etmek her ebeveynin ortaklaştığı bir nokta. 
Peki onlara susuz, kurak, doğal afetlerle dolu ve kirli bir dünya bırakacaksak, yaşayacakları güzel bir gezegen kalmazsa tüm bu çabamız boşa gitmeyecek mi? 
O zaman kendi evimizden başlayarak su ve enerji tasarrufu için ne yapabiliriz, armatürlerden muslukların yapısına, rezervuarlara kadar düşünmek ve kendi eylem planımızı hayata geçirmek bireysel hamlelerin başında geliyor denebilir. Evimizden sonra kendi iş yerlerimizde, fabrika ve atölyelerimizde sera gazı salınımı, atık su berterafı ve enerji tasarrufu için neler yapabiliriz onları da değerlendirmek gerekli. 
Bu anlamda haydi gelin egzozumuzu kapatalım, araçlarımızdan inelim, bisiklete binelim. Bisiklet yolları son yıllarda kentimizde de çoğalıyor, bu fırsatı kullanalım. Bu konuda bir çok atılacak adım, alınacak önlem bulunuyor, yeter ki isteyelim. Çocuklarımız için, gelecek nesiller için... 

25 Haziran 2019 Salı

İstanbul Seçimi Anektodları, 32 Kısım Tekmili Birden




İstanbul seçimleri oldu bitti, herkeste bir bayram havası, sevinmeyi özlemiş millet :) Bu seçimin ön plana çıkanlarını fazla laf salatası yapmadan bu sefer  madde madde yazayım isterim, nice dolu tahlil okuyacağız zaten. benimki de bu sefer böyle olsun...

1-    HDP kitlesinin 31 Mart ve sonrasında onca tazyike, yönlendirme çabalarına rağmen yine, her zaman olduğu gibi dirayetle karşı durup bildiği yoldan şaşmamış olması kayda değer.  HDP’yi yolundan çevirmek için Apo’ya sarılan Bahçeli’yi de gördü bu gözler J
2-    31 Mart’ta umutsuz CHP kitlesi 23 Haziran’da sandğa koştu, Beşiktaş Kadıköy gibi ilçelerde seçime katılım kayda değer şekilde arttı. Umut her zaman işe yarar J
3-    Canan Kaftancıoğlu CHP İstanbul İl Başkanı gibi bir örgütçü kadın olmasa 31 Mart geçesi saat 22’de AKP’nin galibiyetini konuşuyor olurduk. Canan rocks!!

4-    AKP’nin tüm gövdesiyle çalışmasına, zillet ittifakı, beka, terör cephesi söylemlerine, hatta reise rağmen sandık sonucunu kabul etmeyen, AKP’yi cezalandıran yüzde 4 civarında bir AKP-MHP seçmeni mevcut. Asıl AKP için dert edinilecek yer burası. Sökülecek çorabın ilk deliği bu kesim, oradan da Babacan nanik yapıyor J
5-    AKP’nin seçim iptali, tamamen yönetememe krizine girmiş, felç olmuş bir AKP ile karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Bundan sonra AKP içinde bölünme, Babacanlar, Abdullah Güller kesin harekete geçerler. Tutana aşk olsun, vurduğunuz yerden ses gelsin J
6-    2020 Aralık 2021 Mart gibi erken seçim yüksek ihtimal diye düşünüyorum.
7-    RTE az farkla mağlubiyeti kabul etmişken, “ilçeler bizde, bu bize yeter, çaldılar der, 4 yıl mağduru oynarız” derken onu seçim iptaline götüren Berat’ın ekibi Pelikancıların tüylerinin nasıl yolunacağını hep beraber izleyeceğiz, eğlenceli olacak J Nagehan Alçı’dan başlarlar umarım eheh J
8-    Ekrem İmamoğlu’nun kullandığı kucaklayıcı dile hasret kalmış bir toplum onu gördük, bir de kazanmanın tadını unutmuş bir kesim. After Party şart ara ara bizlere J
9-    CHP’li teyzelerin HDP otobüsüne el sallayan bir videosu vardı, zafer işareti yapıyorlardı. Artık katı ulusalcı, şovenist ulusalcılar hariç CHP’li kesim, beyaz türkler vs HDP ile yan yana gelmekten beis duymuyorlar artık, bu önemli. Birlikten kuvvet doğarın tadını aldılar tabi J

10- Kurulan ittifak (millet ittifakı artı HDP) yine kalabalık olanın (CHP) çıkarı, faydası için kurulmuş bir ittifaktı. Küçüklerin ittifakta var olma sebepleri, motivasyonları başkaydı. (İyi Parti var olma, HDP ise AKP’yi geriletme ve Türkiye partisi olduğunu yine yeni yeniden gösterme)
11- Bundan sonraki süreçte HDP üzerinde yürütülen baskı ve hukuksuzlukların karşısında CHP’nin daha çok ses çıkarması gerektiğini ve bunu en azından CHP’nin HDP’ye borçlu olduğunu düşünen büyük bir HDP kitlesi var artık. Sonraki seçimlerde bağrına taş basmadan HDP’linin oyunu isteyecekse CHP, bu süreçte göstereceği yaklaşım çok önemli. Sezgin Tanrıkulu yetmez kısacası…
12- Selahattin Demirtaş bu ülkenin en önemli liderlerinden biri olduğunu yine gösterdi. İçerden ketıl ile attığı twitler ile 31 Mart’ta “Bağrınıza taş basın, oyunuzu Ekrem’e atın” sözü, 23 Haziran’da ise “HDP’li bu sefer bağrına taş basmadan oyunu kullanacaktır” açıklaması ile hem iktidarın son hafta akla ziyan çıkarttığı Apo kartını boşa çıkardı, hem de bu ülke siyasetinde HDP ile beraber üçüncü bir yol açma konusundaki kararlığını yine gösterdi.
13- Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere, tüm siyasi tutuklular serbest bırakılsın.

14- Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz ne güzel bir slogan…