11 Ocak 2019 Cuma

İzmir'deki grev ve eylemler: DİSK ve TÜRK İŞ Farkı





Evet iki sendika arasında bir çok fark mevcut, “bunu bilmeyen mi var” diyenler olacaktır. Devrimci İşçi Sendikaları Konfedarasyonu’nun (DİSK) adında her ne kadar “Devrimcilik” olsa da sosyal demokrat tonda bir sendika olduğunu biliyoruz. 80 öncesi DİSK ile günümüzün DİSK’i arasında epey fark var, hoş hangi kurum ve yapıda yok, o da ayrı konu…
TÜRK İş’e gelirsek, onun da rengi malum hani ay parçası gibi derler ya, bu arkadaşlar da güneş parçası kadar sarı J Tavrını, tutumunu ve eylemliklerini de bu değerler üzerinden yürüten bir sendika TÜRK İŞ. İki sendika arasındaki tutum farklılıkları da her kritik zamanda yeniden ortaya çıkıyor. O bakımdan yeni bir şey söylemiyorum elbet.
Ancak son dönemde İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediyesi ile işçiler arasında yaşananlar, grevler, eylemler, iş bırakmalar ve daha bugün olan eyleme polis saldırısı ve gözaltılar konusunda bu iki sendikanın tutumu o kadar net ortaya döküldü ki, bunun için ayrı kalem oynatmam gerek diye düşündüm.

İZBAN grevi 1 ay sürdü biliyorsunuz, çok tartıştık, konuştuk. İzmirlinin tepkisini çeken bir duruma sokuldu İZBAN işçisi ve yalnız bırakıldı. Ne AKP’lilikleri kaldı, ne sağcılıkları ne de hainlikleri. En nihayetinde AKPli olmakla itham ettikleri işçilerin grevi AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı tarafından yasaklandı. 2 ay ertelendi deniyor ama o aslında bir yasak.
Ona da bir parantez açayım, komplo teorisyenleri “2 ay sonra tam seçim öncesi grev tekrar başlayacak, niyet CHP’yi zora düşürmek” diyorlar. Lakin iş öyle değil, 2 ay sonra, eğer hala taraflar anlaşamadıysa konu hakem heyetine gidecek ve zam oranı belirlenecek, grev yok yani artık.
İZBAN işçisinin en temel hakkı olan grev hakkı ellerinden alındı kısacası.


Neyse, gelelim biz iki sendika farkına tekrar. İZBAN Grevi’nin yasaklanmasının hemen akabinde sol basına bir haber düştü, “İzenerji’de işçiler eylem yapacak” diye, o konuyu şu yazımda irdelemiştim, önce bunu okuyunuz:

Ve bu yazımın hemen ertesi günü, üstünden daha 24 saat geçmeden DİSK’e bağlı Genel İş işçilerle beraber İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı. Eyleme polis müdahale etti, 9 sendikalı işçi ve Genel İş Sendikası yetkilileri gözaltına alındı.
Bakın bu kısma dikkat edin, bir ay boyunca işçisini İzmir kamuoyu önünde yalnız bırakan, sadece açıklama yaparak işçilerine sahip çıkan TÜRK İş’e bağlı Demiryol İş’in aksine, DİSK’e bağlı Genel İş anında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde örgütlü tüm DİSK üyesi işçilere iş bırakma talimatı verdi ve otobüslerden çöp arabalarına kadar İzmir’de hayat durdu.
Gözaltına alınan işçilerin savcılığa çıkartılıp serbest kalıncaya kadar da bu eyleme devam kararları vardı. İşçiler gözaltından çıkarılınca otobüsler tekrar kontak açtı ve Konak Tüneli önünde sıralanmış çöp kamyonları tekrar görevleri başına döndü.
İki sendikanın işçisine sahip çıkma şekli aslında sol ve sağ anlayışın işçiye bakış açısını da gösteriyor aslında.

Tabi bazı niyetinden şüphe etmeyeceğim kişilerden şu soruyu da duydum, “DİSK, İZBAN işçisine neden destek olmadı? Söz konusu kendi işçisi olunca tüm şehri kilitlemeye kalktı ama?”

Hemen buna da bir yanıt vereyim. Soru yanlış bana göre, doğru soruyu şöyle kurgulayabiliriz, eğer destek verme temelinden bakacaksak.
İZBAN işçisi grevdeyken 1 ay boyunca hangi TÜRK İŞ'e bağlı hangi sendika destek eylemi, grevi, iş bırakması vs yaptı? Türkiye genelini geçtim İzmir'de aynı sendikanın örgütlü olduğu metro işçileri niye iş bırakmadı? Sorum tabi ki işçilere değil, sendikaya. Üstelik sendika aynı sendika. Bu durum, şuna benziyor, sokakta bir çocuğu dövüyorlar, çocuğun ailesi kendi çocuklarına yardım etmiyor ama aile üyeleri komşulara “çocuğumuza niye yardım etmiyorsunuz” diyor. Ya da aile üyeleri kendi çocuklarına yardım etmiyorken dayağı görenler dayak yiyen çocuğun ailesi yerine komşulara “niye yardım etmiyorsunuz” diye soruyor…

Sözün özü, DİSK bu son durumda işçisinin nasıl korunması, mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini ders verir şekilde gösterdi, gösteriyor. Sarı sendika ile farkı sanıyorum bu diyebiliriz...
Altta linkini verdiğim İnti İllimani'nin parçasında Sergio Ortega ne diyor?

“El pueblo unido jamas sera vencido”...

yani

“Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez”
O zaman bizden bir sloganla kapatalım yazıyı:

“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz”…





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder