Evet iki sendika arasında bir çok
fark mevcut, “bunu bilmeyen mi var” diyenler olacaktır. Devrimci İşçi
Sendikaları Konfedarasyonu’nun (DİSK) adında her ne kadar “Devrimcilik” olsa da
sosyal demokrat tonda bir sendika olduğunu biliyoruz. 80 öncesi DİSK ile
günümüzün DİSK’i arasında epey fark var, hoş hangi kurum ve yapıda yok, o da
ayrı konu…
TÜRK İş’e gelirsek, onun da rengi
malum hani ay parçası gibi derler ya, bu arkadaşlar da güneş parçası kadar sarı
J Tavrını, tutumunu ve
eylemliklerini de bu değerler üzerinden yürüten bir sendika TÜRK İŞ. İki
sendika arasındaki tutum farklılıkları da her kritik zamanda yeniden ortaya
çıkıyor. O bakımdan yeni bir şey söylemiyorum elbet.
Ancak son dönemde İzmir’de İzmir
Büyükşehir Belediyesi ile işçiler arasında yaşananlar, grevler, eylemler, iş
bırakmalar ve daha bugün olan eyleme polis saldırısı ve gözaltılar konusunda bu
iki sendikanın tutumu o kadar net ortaya döküldü ki, bunun için ayrı kalem
oynatmam gerek diye düşündüm.
İZBAN grevi 1 ay sürdü
biliyorsunuz, çok tartıştık, konuştuk. İzmirlinin tepkisini çeken bir duruma
sokuldu İZBAN işçisi ve yalnız bırakıldı. Ne AKP’lilikleri kaldı, ne
sağcılıkları ne de hainlikleri. En nihayetinde AKPli olmakla itham ettikleri
işçilerin grevi AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı tarafından yasaklandı. 2 ay
ertelendi deniyor ama o aslında bir yasak.
Ona da bir parantez açayım,
komplo teorisyenleri “2 ay sonra tam seçim öncesi grev tekrar başlayacak, niyet
CHP’yi zora düşürmek” diyorlar. Lakin iş öyle değil, 2 ay sonra, eğer hala
taraflar anlaşamadıysa konu hakem heyetine gidecek ve zam oranı belirlenecek,
grev yok yani artık.
İZBAN işçisinin en temel hakkı
olan grev hakkı ellerinden alındı kısacası.
Neyse, gelelim biz iki sendika
farkına tekrar. İZBAN Grevi’nin yasaklanmasının hemen akabinde sol basına bir
haber düştü, “İzenerji’de işçiler eylem yapacak” diye, o konuyu şu yazımda
irdelemiştim, önce bunu okuyunuz:
Ve bu yazımın hemen ertesi günü,
üstünden daha 24 saat geçmeden DİSK’e bağlı Genel İş işçilerle beraber İzmir
Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı. Eyleme polis müdahale etti, 9
sendikalı işçi ve Genel İş Sendikası yetkilileri gözaltına alındı.
Bakın bu kısma dikkat edin, bir
ay boyunca işçisini İzmir kamuoyu önünde yalnız bırakan, sadece açıklama
yaparak işçilerine sahip çıkan TÜRK İş’e bağlı Demiryol İş’in aksine, DİSK’e
bağlı Genel İş anında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde örgütlü tüm DİSK üyesi
işçilere iş bırakma talimatı verdi ve otobüslerden çöp arabalarına kadar İzmir’de
hayat durdu.
Gözaltına alınan işçilerin
savcılığa çıkartılıp serbest kalıncaya kadar da bu eyleme devam kararları
vardı. İşçiler gözaltından çıkarılınca otobüsler tekrar kontak açtı ve Konak
Tüneli önünde sıralanmış çöp kamyonları tekrar görevleri başına döndü.
İki sendikanın işçisine sahip
çıkma şekli aslında sol ve sağ anlayışın işçiye bakış açısını da gösteriyor
aslında.
Tabi bazı niyetinden şüphe etmeyeceğim
kişilerden şu soruyu da duydum, “DİSK, İZBAN işçisine neden destek olmadı? Söz
konusu kendi işçisi olunca tüm şehri kilitlemeye kalktı ama?”
Hemen buna da bir yanıt vereyim. Soru
yanlış bana göre, doğru soruyu şöyle kurgulayabiliriz, eğer destek verme
temelinden bakacaksak.
İZBAN işçisi grevdeyken 1 ay
boyunca hangi TÜRK İŞ'e bağlı hangi sendika destek eylemi, grevi, iş bırakması vs
yaptı? Türkiye genelini geçtim İzmir'de aynı sendikanın örgütlü olduğu metro
işçileri niye iş bırakmadı? Sorum tabi ki işçilere değil, sendikaya. Üstelik
sendika aynı sendika. Bu durum, şuna benziyor, sokakta bir çocuğu dövüyorlar,
çocuğun ailesi kendi çocuklarına yardım etmiyor ama aile üyeleri komşulara “çocuğumuza
niye yardım etmiyorsunuz” diyor. Ya da aile üyeleri kendi çocuklarına yardım
etmiyorken dayağı görenler dayak yiyen çocuğun ailesi yerine komşulara “niye
yardım etmiyorsunuz” diye soruyor…
Sözün özü, DİSK bu son durumda işçisinin
nasıl korunması, mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini ders verir şekilde
gösterdi, gösteriyor. Sarı sendika ile farkı sanıyorum bu diyebiliriz...
Altta linkini verdiğim İnti İllimani'nin parçasında Sergio Ortega ne diyor?
“El pueblo unido jamas sera vencido”...
yani
“Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez”
“El pueblo unido jamas sera vencido”...
yani
“Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez”
O zaman bizden bir sloganla
kapatalım yazıyı:
“Kurtuluş yok tek başına, ya hep
beraber, ya hiç birimiz”…





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder